zamanında anlaşılmayan insanlar

Plastantia
ben zamanında anladım onu. fakat anlamak yetmiyor maalesef. tatbik edilmeyen nasihatlerin ne kıymeti var ki? gönlü yüce insanlar nasihat etmez zaten yaşarlar ve siz o yaşantıdan nasihatler edinirsiniz. her gün geçip gittiğimiz sokaklar bağrında öyle insanlar barındırıyor ki o televizyonlarda, kitaplarda vs. anlatılan büyük! adamlar yanlarında hiç kalır. fakat bu ''hiç''lik o umursamadığımız; sözlerinin ya da fikirlerinin dolar olarak bir şey ifade etmediği insanların tercih ettiği biçimde ki bir hiçlik değildir.

lütfü oflaz

Rıhtım
Türkiye'de leman dergisi ve vakit (yeni akit) gazetelerinde yazmış ve yazabilecek tek yazar muhtemelen. Star gazetesinden ayrılmak durumunda kalmış. Adamı her gördüğümde hawking aklıma geliyor. Öyle bir hastalığı da yok sanırım ama anımsatıyor bana.

kelimeler albayım

John Doe
\"fakat, allah kahretsin, insan anlatmak istiyor albayım; böyle budalaca bir özleme kapılıyor. bir yandan da hiç konuşmak istemiyor. tıpkı oyunlardaki gibi çelişik duyguların altında eziliyor. fakat benim de sevmeye hakkım yok mu albayım? yok. peki albayım. ben de susarum o zaman. gecekondumda oturur, anlaşılmayı beklerim. fakat albayım, adresimi bilmeden beni nasıl bulup anlayacaklar? sorarım size:\"nasıl?\" kim bilecek benim insanlardan kaçtığımı? ben ölmek istiyorum sayın albayım, ölmek. bir yandan da göz ucuyla ölümümün nasıl karşılanacağını seyretmek istiyorum. tehlikeli oyunlar oynamak istiyor insan; bir yandan da kılına zarar gelsin istemiyor. küçük oyunlar istemiyorum albayım.\"



\"kelimeler, albayım. bazı anlamlara gelmiyor.\"
https://www.youtube.com/watch?v=fb135l6cXLM

ilber ortaylı

ccc
“Bir gün üniversitede ders anlatıyorum, bir kız öğrencisi el kaldırdı, söyle kızım dedim, o da hocam bağışlayın ama çok çok yavaş okumuyor musunuz?! Yani baya yavaş okuyorsunuz…ben de peki gel sen oku dedim. Kız ayağa kalktı geldi ve kürsünün arkasına geçti, kız dondu kaldı, niye biliyor musunuz? Çünkü benim eski bir Fransız metinden simültane Türkçeye çevirerek okuduğumu fark etti…boyunu ölçüsünü aldı, utandı ve gidip yerine oturdu…bir işin ayrıntılarını bilmeden yorum yapmaman gerekir, evladım.”
İlber Ortaylı

gandalf

khantura
Yüzüklerin efendisi serisinde önce oldukça sıradışı ama güçsüz, ardından yükselişiyle yine sırasını ve daha güçlü olarak gördüğümüz büyücü hayali karakter.

enflasyonist açık

abuzeroklava
Ekonomide mevcut toplam talebin toplam
arzdan daha fazla olmasından dolayı ortaya çıkan açıktır. Böyle durumlarda, eğer
toplam talep arz seviyesine indirilemezse veya toplam arz talebi karşılayacak kadar
yükseltilemezse, fiyatlar yükselir.

sen istanbul kokardın

cayisallama
Martıların gözlerinden dinledim
İstanbul'un boğazı yanmış dün gece
Yıldızlar şahitlik etmiş, güya suçlu benmişim
Oysa can, yemin olsun yanağımdan süzülen denize
Ben bu şehre yüreğimi içirmedim

Göklerden hicran yağdı, İstanbul'lu bir geceydi
Yere düşen her damlanın yüreğinde sen vardın
İsmin dudaklarımda idamlık bilmeceydi
Yalansa kahrolayım, sen İstanbul kokardın

Sevda dediğin gülüm bir busedir dudağımda
Bıçak gibi, yasak gibi, kan gibi...
Utanır, intihar ederdi ölüm,
Hayata rest çekip ağladığımda,
Korkak gibi, tutsak gibi, yaşanmamış an gibi...
Ben lal olmuş bülbülüm, sen deli gülsün bağımda
Toprak gibi, yaprak gibi, candan özge can gibi
Kuş uçmaz kervan geçmez dağımda,
Kah aşkı yağan kar tanesi
Kah Leyla tüten rüzgardın
Zambak gibi leylak gibi,
Sigaramda duman gibi
Sevdiceğim, sen İstanbul kokardın

Dayadım ondörtlüyü İstanbul'un şakağına
İstediğim gül içmekti gözlerinden bir yudum
Seni sordum gündüzlerce bu şehrin her sokağına
Söylemedi, inat ettim gece seni uyudum

Ben bir sana, bir bu şehre gül dedim
Ayla toprak şahittir, şahittir denizle gece
Sensizken, İstanbul'da bir kez olsun gülmedim
Yıllar kapımı çaldı, ellerinde vur emri
Yokluğun var sen yoktun, ölüm geldi ölmedim
Ağladım yüreğimde sen, sende divane İstanbul
Aşkından hatıra dedim göz yaşımı silmedim
Ben bir sana, bir bu şehre gül dedim
Belki de can ben bu şehri güller için çok sevdim

Gözlerimden dökülen yaş denizi ıslatıyor
Sevda kilim, hasret nakış, gönül derdi dokuyor
Çatlayası deli yürek 'sen sen' diye atıyor
Oy gece gözlüm oy, İstanbul seni kokuyor

(bkz: Serdar Tuncer)

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol

tag heuer carrera womens price montblanc timewalker 2017 replica watches rolex oyster perpetual datejust made in hong kong vintage heuer chronograph replica watches hublot 992703 price panerai limited edition 2015 replica ladies watches ulysse nardin watches platinum brand watches for ladies uk replica watches belfort watch kickstarter breitling yellow face chrono uk replica watches